Tarihin Sıfır Noktası: Göbeklitepe


Göbeklitepe ismini son yıllarda duymaya başladık, 2019 yılının Göbeklitepe Yılı ilan edilmesiyle de artık daha sık duymaya devam edeceğiz. Peki Göbeklitepe nerededir, neden bu kadar önemlidir ve nasıl keşfedilmiştir ? Gelin burayı yakından tanıyalım.               Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarındadır. yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim bir konumdadır.

Dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe keşfedilmeden önce İngiltere’de yer alan Stonehenge olarak bilinirdi. Göbeklitepe ise ondan 7500 yıl daha eski yani günümüzden 12000 yıl öncesine uzanıyor.

Peki Göbeklitepe nasıl keşfedildi ?

1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürdü fakat eser sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. 1996 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) ile Şanlıurfa Müzesi’nin ortak çalışması ile yapılan kazılarda günümüzden 12000 yıl öncesine ait büyük bir tapınak kalıntısına ulaşıldı. Tapınağı süsleyen doğal boyutlarında taştan oyulmuş yaban domuzu, kaplumbağa ve akbaba heykelleri de bulunmuştur.

Göbeklitepe’nin mimarları avcı-toplayıcı hayat süren insanlardır. Göbeklitepe keşfedilmeden önce yerleşik hayata geçişteki en önemli faktörün ekonomik yada ekolojik olduğu biliniyordu. Göbeklitepe bu faktörün değişebileceğini bize gösteriyor ve yerleşik hayata geçişte kalabalık ve uzun süreli dinsel törenlerin rol oynamış olabileceğini gösteriyor.

Çapları 30 metreyi bulan yaklaşık 20 yuvarlak ve oval yapı bulunuyor, günümüzde 3 tanesi gün yüzüne çıkarılmıştır. Kazı yerinde üzerlerinde çeşitli hayvan kabartmaları ya da bunların taşa kazınmış figürlerinin yer aldığı “T” biçimli 16 destek ve kireçtaşı tabakası bulunmuştur. Büyük olasılıkla Göbekli Tepe, bölgede yaşayan insanlarca dinsel amaçlar için düzenli olarak ziyaret edilen bir buluşma yeri idi. ‘T’ biçimli sütunların boyları 3-6 metre arası, ağırlıkları ise 40-60 ton arasında değişiyor ve bu sütunların insanları temsil ettiği düşünülüyor. Bu sütunların üzerinde ise aşağı doğru inerken tasvir eden aslan kabartmaları bulunuyor ve bu tasvir bazı arkeologlara göre o dönemde Anadolu’da aslanın yaşadığını düşünülüyor.

Tapınak kalıntılarındaki zeminlerinin özellikle sıvıyı geçirmeyecek şekilde yapıldığına dikkat çekiyor. Buradan, törenleri ne olduğu şu an kesinleşmese de bir sıvı (kan, su, alkol v.b.) eşliğinde gerçekleştirdikleri fikri oluşuyor.

Göbeklitepe’nin bir diğer ilginç yanıda tapınağın zaman içinde doğal yollarla değil oradaki insanların orayı terk ederken kendi elleriyle saklamalarıdır.

Bir çok yönüyle Göbeklitepe gizemini hala korumakta ve son yıllarda GAP turlarının olmazsa olmaz rotası haline gelmektedir.
2018 yılında Unesco Dünya Miras Listesi’ne kalıcı olarak alınmasının ardından 2019 yılının Göbeklitepe Yılı olarak ilan edilmesi ile birlikte tüm dikkatleri üzerine toplamaya başlamıştır.


Sizinde yolunuz Şanlıurfa’ya düşerse tarihe gizemli bir yolculuk yapmanızı tavsiye ederim.

                                                                                    Rekreatif Haber- Elmas KALE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here