Mehmet Ersoy’un turizmin her alanını çok iyi bildiğini belirten Timur Bayındır, ‘Bakanlık koltuğuna turizmcinin hası oturdu’ yorumunda bulundu. Mehmet Ersoy’un yardımcılarının da isabetli isimler olduğunu kaydeden Bayındır, ”Sektörün içinden gelen meslektaşımız bir ismin, Sayın Mehmet Ersoy’un Kültür ve Turizm Bakanı olmasından büyük memnuniyet duymaktayız. Bunu, Turizm Sektörü için çok olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Sayın Bakan ülkemizin önde gelen otel, seyahat acentası ve havayolu kuruluşu sahibi olarak, Sektörümüzün sorunlarını çok iyi biliyor. Turizmci yeni Bakanımız Ersoy ile inanıyoruz ki büyük hedeflere yürüyeceğiz.” ifdelerini kullandı.

Bundan sonra yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Bayındır, konuşmasında şu noktaların altını çizdi:

Turizm, Türkiye ekonomisinin vazgeçilmezidir. Bu dönemde yapısal reformlar hızlandırılmalı ve ekonomi ana gündem maddesi olmalıdır. Sayın bakanımızın, bu süreçte sektör ile yakın işbirliği içerisinde olacağını biliyoruz.

”BAKANA İLETİLMEK ÜZERE RAPOR HAZIRLADIK”

Bir dizi öncelikli reformlar konusunda kendisine temel bir rapor hazırladık, en kısa zamanda bizzat paylaşacağız.

Raporumuzda öncelikli konularımız şöyle:

*Turizmde yeniden yapılanma için 01-03 Kasım 2017 tarihleri arasında gerçekleşen 3. Turizm Şura’sı sonuçları ve kararları hayata geçirilmelidir.
*Turizm yatırımlarının doğru bir fizibilite ile ihtiyaç ve talebe göre şekillenmesi, renovasyon teşviklerinin artması ve Turizm Yatırım İzleme Kurulu’nun oluşturulması gereklidir.
* Telif hakları Kanunu ve Turizm Teşvik Kanunu’nun uygulanması başta olmak üzere, Turizm mevzuatının sektörün dinamiklerine ve ihtiyaçlarına göre revize edilmelidir.
* ve tabii ki tanıtım ve pazarlama hızlı, esnek ve çok yönlü bir politika ile özel sektör ve profesyonel kurumlar işbirliğinde yürütülmelidir.

Yürekten inanıyoruz ki, yeni bakanımız ve yeni hükümetimiz ile turizm sektörü çok daha güçlü ve etkin olacaktır.

Bildiğiniz üzere Hükümetimizin en önemli projeleri arasında olan 3. Hava Limanı Projesi kapsamında, Atatürk Hava Limanı’nın, 29 Ekim 2018 itibariyle faaliyetinin sonlanacağı gündemde.

”AHL’NİN KAPATILMASI BÖLGEDEKİ 4 MİLYAR DOLARLIK TURİZM YATIRIMI İÇİN KRİZ OLUŞTURACAK”

Atatürk Havalimanı’nın 29 Ekim 2018’de kapatılacak olması, bölgedeki otellerde ‘atıl kalma’ endişesi oluşturdu. Bölgedeki yatırımcılar ile TÜROB olarak biraraya geldik. Yatırımcıların ortak görüşü;

*Atatürk Havalimanı’nın kapatılmasının yaklaşık 4 milyar dolarlık yatırımı barındıran,
*ekonomiye 500 milyon Euro katkı sağlayan ve
*50 bine yakın kişinin çalıştığı bölge otelleri için kriz oluşturacağı yönünde.

Bizler de, dünyanın diğer metropol şehirleri ve özellikle Atatürk Havalimanı’nın eşsiz konumu dikkate alınarak havalimanının normal faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini savunuyoruz.

”MOSKOVA VE LONDRA’DA 6’ŞAR HAVALİMANI FAALİYETTE”

Üçüncü havalimanının gerekliliği, İstanbul ve dolayısıyla Türkiye’ye katkıları noktasında hiç bir şüphemiz yok. Bu dev yatırım Türkiye’ye yakışır niteliktedir. Ancak, İstanbul gibi bir metropole 3 havaalanı çok değil. İstanbul üç havalimanıyla devam edebilir. Londra’da 6 havaalanı var. Hepsi de faal. Moskova’da da 6 tane var. Orada da hepsi faal.

AHL İÇİN B PLANI

B planı olarak ise Atatürk Havalimanı’nı faaliyetlerine devam etme imkanı bulunmuyorsa; havalimanı terminalleri, yeniden düzenlenerek ‘Fuar, Kongre ve Etkinlik Merkezi’ olarak değerlendirilmelidir. Atatürk Havalimanı bölgesinde tekno parklar, spor alanları, tematik parklar, konser alanları, eğlence merkezleri gibi cazibe ve çekim merkezler oluşturulmalıdır. Belki de dünyaca ünlü Disneyland benzeri bir marka ile anlaşılmalıdır, ki bu genel olarak İstanbul’a ve Türkiye’ye büyük bir ivme ve fark katar.

”İMAR BARIŞI İÇİN HEMEN BAŞVURUN”

Gündemdeki diğer bir konu ise bildiğiniz gibi, Türkiye genelinde bulunan yapıların yarıdan fazlasında imar sorununun olması nedeniyle hükümet tarafından hayata geçirilen İmar Barışı. 31 Aralık 2017 tarihinden önceki ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal ve kentsel alanlardaki tüm yapılar “İmar Barışı” kapsamına alınmıştır. Öncelikle, bu yönde problem yaşayan tesislerimizin son başvuru tarihi olan 31 Ekim’i beklemeden hemen başvurularını yapmalarını tavsiye ediyorum.

Bununla beraber, ‘İmar Barışı’ düzenlemesinin İstanbul Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi ile Tarihi Yarımada içindeki bazı alanlarda uygulanmayacak olması, bölgede süregelen sorunların önünde önemli bir engel olarak kalmaya devam edecektir.

”İMAR BARIŞI BOĞAZ VE TARİHİ YARIMADA’DAKİ SORUNLARI ÇÖZMEYECEK”

Tarihi Yarımada içerisindeki kültürel ve tarihi eserleri korumak hepimizin en önemli sorumluluğudur. Hükümetimizin, bu yöndeki hassasiyetini sektör olarak her zaman destekliyoruz. Ne var ki, bu kararın uygulanmasının bölgede kangren olarak süregelen İmar sorunlarını çözmeyeceği de aşikar. Başta Sirkeci olmak üzere, bölgede tarihi eser ve kalıntının bulunduğu alanlarda yapılan bina ve yapılar hariç olmak üzere, diğer yapıların “İmar Barışı”ndan yararlandırılması sağlanmalıdır. Tarihi Yarımada’nın kültürel ve coğrafi dokusu dikkate alınarak, bina ve yapıların kendi özelinde değerlendirilmeye tabi tutulması ve  “İmar Barışı”nın bu bölgedeki tarihi eser niteliği taşımayan yapılar için de geçerli olacak şekilde düzenlemesi gereklidir.

Biz TÜROB olarak bu konuda gerekli girişimleri başlattık. İstanbul Ticaret Odası ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birebir görüştük, resmi yazılarımızı ilettik. Kısa süre içerisinde, konunun çözüme kavuşacağına inanıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here