Erhan Us kimdir? Kısaca bahseder misiniz?

Merhaba, 1987’de Ankara’da doğdum. Öğrenimimi burada tamamladım. Bilkent Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünde öğrencilik hayatım boyunca eş zamanlı olarak sosyal medya yönetimi üzerine çalışmalar yaptım ve fotoğraf eğitimleri aldım. Bilkent Üniversitesi çatısı altında beş, dışarda altı kulüp ve dernek başkanlığı olmak üzere toplam on bir başkanlık görevini ifâ ettim. Bu görevlerin bazıları hâlen devam ediyor.

Profesyonel hayatımda ise Hilton, Wyndham gibi gruplar ile çalışma fırsatım oldu. Turizmde hep marketing alanında ilerledim. 2016‘da A.D.1644’ü bir ajans olarak kurdum. Şimdi; Manipulation Strategic, erhanus Visual Arts ve 1644 Academic şirketleri, A.D.1644 Marketing Group adı altında, bir arada çalışmalarına hız veriyor, ben de grubun CEO’su olarak sektöre hizmet vermeye devam ediyorum.

Kurduğunuz ajansın isminin özel bir anlamı var mı?

Tabii. 1644 senesi, Rene Descartes’ın “Düşünüyorum öyleyse varım.” diyerek dünyayı salladığı, ‘Felsefenin Prensipleri’ kitabının yayım tarihi. A.D., Latince ‘milattan sonra’ anlamı taşıyor ve ayrıca advertorial/advertisement kısaltması olarak kullanıldı.

Günümüzde sıkça rastlanan binlerce ‘Ne iş olsa yaparız abi.’ tipi ajans sistemine ve fikir durağanlığına tepki olarak bu ismi özellikle seçtim.

Sektördeki ajanslardan farklı ne gibi çalışmalarınız var?

Hedefimiz her zaman öncü çalışmalar yaparak gelişmekte olan dijital teknolojileri ve kullanımı bir sonraki aşamaya taşımak. Bu doğrultuda marketing grubum bünyesinde, grafik tasarımda lisans garantisi, hatasızlık garantisi, fotoğrafta tek karede 360o çekim, sosyal medyada özelleştirilmiş içerik, ücretsiz reklam, okuyucu dostu raporlama sistemi [RFRS] ve acil durum dosyalama sistemi [EMF] gibi ilkler yarattık. Bu çalışmalarımız da bize; biri Türkiye, diğeri dünya çapında olmak üzere iki adet En İyi Dijital Ajans Ödülü getirdi. Sınırları zorlamadıkça sınırlarınızı bilemezsiniz. Sosyal medyada çeşitli yenilikçi araştırmalar yapıyoruz. Bunlardan biri cinsiyet ayrımcılığı üzerine, bir yıllık çalışmalarımızdan oluşan bir sosyal deney. Diğeri ise zincir otellerin dijital yapılandırmalarının misafir-kurumsal ilişki ağı anlamında sağlam olup olmadığı üzerine, bir feedback araştırması. ‘Sosyal medyanın yanlış kullanımı’ başlığı altında bu deneylerden kısaca bahsedebiliriz.

Turizm pazarlamasında kurumsal sosyal medya kullanımının önemini açıklar mısınız?

Bütün sektörlerin temel dinamiklerinin değiştiği dönemleri yaşıyoruz. Artık tamamen mobilin gücü ile, telefonunuzda sabah uyandığınız andan akşam yattığınız âna kadar hayatımız mobil üzerine devam ediyor. Telefonundan 4~5 saat uzak yaşarım diyen çevrenizde kaç kişi kaldı? Şüphesiz bütün bu değişen dinamikler, psikolojik ve sosyolojik çalışmalar ile henüz kanıtlanmasa da, çok ciddi bireysel ve toplumsal kaymalar ve bozulmalar yaratıyor. “Fotoğrafım kaç like aldı?” “Bizim şirketin 20.000 takipçisi var.” gibi. Bu davranış biçiminin gelenekselde karşılığı; “Oğlum bak komşunun oğlu ODTÜ’yü kazanmış, sen hâlâ yat evde.” yarışına yakın bir şey. Kurumlar için sosyal medya kullanımının önemi; doğru kitleye anında cep telefonunu kullanarak ulaşmak, rakip analizlerinin kesin sonuçlarla yapılması, gelenekselden on kat daha az harcayarak kesin ve ölçülebilir sonuçlar elde etmek, demografinin rafineleştirilmesi, geleneksel marketing harcamalarının payının azalması gibi birçok açıdan ele alınabilir. Zirâ dijital devrimin sosyolojik, psikolojik, ekonomik..vb. köklü değişimler yarattığı bir gerçek. Misafirlerimizi ve satış/pazarlama süreçlerimizi dijitalden uzak tutmayı artık hayal bile edemeyiz.

Sosyal medya üzerine bu kadar çalışma yapmadan önce; siz de öğrenerek başladınız. O zamanlar da konuya bakışınız bu şekilde miydi? Yoksa ilk kullanımdan beri dikkatli bir kullanıcı olarak mı devam ettiniz?

Her mecrânın bir sistematiği, bir dinamiği var. Facebook, Twitter, Instagram, Tumblr, Google+, Vero… hangisi olursa olsun. Zâten düzgün bir dil ve imlâ kullanımı olmadan kurumsal bir ağı yönetmeniz mümkün değil. Markanın bütün prestijini öldüren en büyük hata da bu. ‘Ya da’, ‘bir şey’, ‘mi’, ‘ki’, ‘de’ eklerinin yanlış yazılması gibi, temel yazım kurallarını bile uygulamayı beceremeyen ne bir kuruma, ne de içeriğe saygı duydum. Bilinçli kullanıcıydım diyebiliriz.

Turizmde doğru sosyal medya kullanımı nasıl olmalıdır?

Sektörde fark yaratmaktan bahsederken, oldu bittiye getirilen bir çalışmanın kimseye getirisi olmayacağını vurgulamak gerekir. Misafir de, tüketici de aptal değil. Onun konaklama/harcama yapmasını beklerken sizin sosyal medya yönetimi/grafik tasarım gibi stratejik öneme sahip operasyonları ‘ucuzcu’ bir anlayışla otel çalışanlarından birine yıkmanız kabul edilemez. Kastım, hizmetin mutlaka dışarıdan satın alınması değil; görevlerin donanımsız ve tutkusuz kişilere yüklenmesinin doğurduğu sonuçlar. Bu sektör zaten yatırımcının akrabalarının bütün departmanlara müdür olarak tâyin edilmesinden yeterince çekmiştir.

Etkinlik yönetiminde sosyal medya kullanımı nasıl olmalıdır?

Etkinlik yönetiminde de diğer çalışmalarda olduğu gibi süreç öncelikle dikkatli ve disiplinli olarak ele alınmalı. Etkinliğin planlama aşamasından itibâren zaman çizelgesine oturtulması gerekiyor. Yani online yapılandırmayı, etkinlikten iki-üç gün önce başlatarak kullandığınız mecrâları en aktif biçimde yönetseniz dahî başarılı olamazsınız. İçeriğin; doğru zamanda, doğru kanallar kullanılarak, hedef demografiye ve onların sosyal medya kullanım alışkanlıkları ile uyum sağlayacak stratejiler yaratılarak ilerlemesi şart. Geleneksel pazarlama stratejilerinin dijital ile uyum sağlamaması da, sürecin başarısız olmasını kaçınılmaz kılacaktır. Yani hikâyenizi duygular üzerine kuramaz, doğru şekilde anlatamazsanız; kimse restoranınızın, otelinizin veya spa’nızın ne kadar iyi olduğunu umursamaz. Yapılan satışlar ise stratejik altyapısını kaybederek ‘sipariş almak’tan farksız hâline gelir. Bugün gördüğümüz satış departmanlarının en ciddi yozlaşma sebebi de, stratejiden koparak günlük döngü içinde savrulup gitmeleridir. Misafir gözünde yaratmaya çalıştığımız algının en büyük düşmanı, bu savrulmadır.

Başka bir röportajınızda sosyal medyada gördüğünüz hatalar üzerine marketing grubunuzu kurduğunuzu söylemişsiniz. Bunlar ne gibi hatalardı?

Sosyal medyada en çok karşılaşılan hatalar içerik ve hedefleme ile ilgili. Bunun da sebebi; hesabın emanet edildiği kişilerdeki isteksizlik ve/veya disiplinsizlik. Önemli olan içeriği en kısa ve açık şekilde yaratmak. “Hayatta Twitter gibi olmak lazım.” diyorum. Çünkü okuyucu üşengeçi okuyucu pragmatist ve okuyucu sıkılgan. En az kelime ile en çok şeyi anlatabilmek. İletişiminizin kuvvetli bir temelde yükseldiğinin en açık kanıtıdır bu. Mükemmel bir iş yapıyor olabilirsiniz ancak hedef kitlenin bundan haberi yoksa veya algılayacak durumda değil ise, verdiğiniz bütün emek ve yaratılmış içerik çöpe gider.

Sosyal medyayı ne yazık ki bütün kurum ve kuruluşlar verimli bir şekilde kullanamıyor, profesyonel bir bakış açısıyla bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Feedback üzerine yaptığımız bir araştırmadan bahsetmiştim. Bu çalışmanın ayrıntılarını yakında bir köşe yazımda yayınlayacağım, ancak ilk kez burada kısaca değinebilirim. Otellerin dijital yapılandırmalarının ne kadar sağlıklı olduğunu ölçümlemek amacıyla; bazıları misâfir, bazıları kurum olan birkaç sosyal medya hesabından uluslararası otel zincirlerine birkaç kategoride mesaj gönderdik. Türkiye’de yaklaşık 60 oteli bulunan bir zincirin istatistiklerini örnekleyecek olursam; bu hesaplardan gönderilen çeşitli içerikler, otellerin %83’ü tarafından görüntülenmedi bile. Yani misafirin sosyal medya hesaplarından otele yazdığı mesajlar da, kurumların otel ile iş hacmi yaratmak için kurmaya çalıştığı iletişim de, Message Requests kutusunda kaldı. Peki bunu nasıl yorumlamamız gerekiyor? Çalışma bize net olarak gösterdi ve veriler geldikçe de göstermeye devam ediyor ki; güvenlik, IT, kuru temizleme, teknik ve bunun gibi hizmetleri dışarıdan [outsource] alan oteller, dijitale baktıkları an ‘bütçe’ diyerek harcamaları kısıyor, bu çalışmaları otel içindeki donanımsız kişilere bırakıyorlar. Bu kişiler de yazacaklarını net olarak bilmiyorlar, okunmayacak kadar uzun yazmaya bayılıyorlar ya da o zamana kadar yaşadıklarını anlatıyorlar. Düşünsenize, bütçemiz yok diye “Güvenlik elemanı almayalım, satıştan biri kapıda dursun.” demiyorsunuz; ancak gece Facebook’la uyuyup sabah Instagram’la uyanan sektör profesyonelleri için en önemli iletişim araçları olan grafik, sosyal medya, hatta profesyonel fotoğraf gibi hizmetleri yakınlarınızdan birine ücretsiz yaptırmanın yollarını arıyorsunuz. Bunun sonunun ne olduğunu defalarca yazdık, çizdik. SWOT, konumlandırma, hatta fizibilite gibi stratejik belgelerden yola çıkılarak oluşturulması gereken sosyal medya stratejinizi ‘Facebook’a fotoğraf yüklemek’ diye küçümserseniz, 20.000 takipçili, 30 beğeni almış bulanık fotoğraflardan oluşan kurumsal hesabınız ile misâfir de, rakipler de dalga geçer, yaratmaya çalıştığınız hizmete saygı duymadığınız da sektörde hemen farkedilir.

Teknoloji ile bu kadar iç içe yaşadığımız bir dönemde, turizm sektöründe ileriye dönük gelişim ve değişimleri nasıl görüyorsunuz?

Konferansta da üzerinde durduğum üzere; turizmde kısa-orta vâdede hayatımıza giren ve girecek olan teknolojilerin en önemlilerinden biri Sanal ve Artırılmış Gerçeklik uygulamaları [AR/VR]. Antik bir Roma hamamını gezdiğinizi hayâl edin. Bu eseri rehberin size anlatması ya da Google’lamanız aslında hiçbir zaman yeterli olmadı. Bir de bu eserin AR/VR uygulamaları, hatta gözlüğü ile deneyimlendiğini düşünün. Gördüğünüz şeyi asla unutmazsınız; çünkü bu deneyim size ‘ânı yaşattı’. Sizi binyıllar öncesinin günlük yaşantısı içine soktu. Apple, iOS 11’de kamera uygulamasına QR kod okuyucu desteğini entegre etmek suretiyle QR Kod’un geleceğini değiştirdi. Müzeler başta olmak üzere bu değişim, Audio Guide’ların sonunu getirecek. Video Mapping kullanan otellerin banket satışlarındaki farkları da gözlemek hiç zor değil. Ülkemizde sanayide hemen benimsenmesine rağmen, F&B’de pek yaygın kullanılmayan 3D yazıcılar, mutfakta çok büyük değişiklikler yaratacak. İnsan eli ile yapılması imkânsız şekillerde yemekler, tatlılar 3D yazıcılar kullanılarak basılabiliyor artık. Uzun vâdede ise bütün sektörleri vuracak bir dalga, kontrolsüz biçimde ilerleyen Yapay Zekâ. Henüz otomasyon ile yapay zekâ karıştırılsa da, insansı robotların yaygınlaşması ile, inisiyatif gerektiren iş dalları hâricinde çoğu meslek alanı karanlığa gömülecek. Yapay zekâ yazılımı ile güçlendirilen insansı robotları; resepsiyonda, restoranda, oda servisi için kapınızı çaldığında, teknik personelinizin koltuğunda, daha da ilerleyen dönemlerde satış elemanlarınızın yerinde görebileceksiniz. Bu noktada, yapay zekânın yazılım anlamında kısa-orta vâdede hayatımızda olacağını [cep telefonu asistanınız bile buna örnek gösterilebilir], uzun vâdede ise insansı robotlar olarak sektörümüzde yer alacağını düşünebiliriz.

Turizmdeki deneyimlerinizle gençlere ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz ?

Yenilikleri takip edemezsek ‘buharlaşıp’ gideriz. Operasyonumuzun hiçbir önemi kalmaz, çünkü bizim için burada hayâti olan, hikayemizi anlatabilmek. Destinasyon pazarlarken, otelde, restoranda, sektörümüzün tamamında hikâyemizi ne kadar iyi anlatabilirsek o kadar var oluruz. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ‘Anlatamadığımız Hikâyeler’ başlıklı köşe yazımın konusu da tamamen buydu. Biz oda, restoran, algı ve prestij satıyoruz. O restoranda bulunduğunun bilinmesini satıyoruz aslında insanlara. Örneğin, Ankara’ya gelen bir kişi neden kaldığı o beş yıldızlı oteli tercih ediyor da yakın fiyattan başka bir oteli tercih etmiyor? Bunun sebebi bir şekilde ‘oluşmuş/oluşturulmuş algı’. Algının oluşmasının çeşitli yolları var tabii. Özellikle zincir otellerin yerellere kıyasla biraz daha kolay dolmasının temel sebebi de bu. Fiyat kırarak doluluk yakalama stratejilerinden bahsetmiyorum bile. Umuyorum ülkemiz turizmi; sektörel eğitim almış elemanların doğru istihdam edilmesiyle ve doğru stratejilerle hak ettiği yere bir gün gelir. Şişirilmiş istatistikler ile yönlendirilerek değil. İlginiz için teşekkürler.

Röportaj – Asiye DÜZER

Reklam

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here