Reklam

 

Notion, Menderes

Menderes ilçesi sınırlarında bulunan Notion, İonia bölgesinin kentlerinden biridir. Urla Yarımadası’nın güney kıyısında yer alan kent, antik dönemde Ege Denizi’nin önemli ticaret merkezlerinden biriydi. Notion, İÖ 7. ve 6. yüzyıllarda güçlü bir donanmaya sahip Kolophon’un iskelesi durumundaydı. İki kent arasındaki birlik sonraki yüzyıllarda da devam etti.

Ege’nin benzersiz manzarasına sahip Notion her zaman denizle iç içe yaşadı ve işlek bir liman oldu.

Phokaia, Foça

Foça, İzmir Körfezi ile Çandarlı Körfezi’nin arasında geniş bir burunda yer almaktadır. Herodotos’un sözünü ettiği 12 İon kentinden biri olan Phokaia, altı ıssız adaya ev sahipliği yapıyor. Siren Kayalıkları, Foça açıklarındaki adaların en büyüğü olan Orak Adası’nın güneybatısında. Efsaneye göre sirenler, yaptıkları müzikle buradan geçmekte olan teknelerdeki denizcileri büyüler, onların büyüsüne kapılan denizcilerse gemilerini bölgedeki kayalıklara çarparlarmış. Bu kayalıklarda Akdeniz foklarının barındığı, biri sualtında, beşi karada olmak üzere toplam altı mağara var.

Herodotos’a göre antik Foçalılar, Batı Akdeniz’e yelken açabilen ilk Yunan kavmiydi.

Knidos, Datça

Knidos’u Lakedaimonialılar diye bilinen yerel bir halk topluluğunun kurduğu biliniyor. İÖ 7. yüzyılda Dorlar geliyor ve Datça’yı Heksapolis’in merkezi yapıyor. Knidos’un kurgusu, kentte yaşayanların bilim, mimarlık ve sanatta oldukça ileri bir düzeyde olduğunun çok sayıda göstergesini barındırıyor.

Knidos’ta, bugün ülkemizde çok az sayıda bulunan güneş saatlerinden birini görmenin yanı sıra Apollon Tapınağı, Korint Tapınağı, Dor tapınaklarından birinin yerine yapılan kilise, mozaiklerle kaplı zeminler gibi eserleri de görebilirsiniz.

Aphrodisias, Silifke

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Tisan, antik Aphrodisias kentinin kalıntılarıyla adeta geçmişe açılan bir kapı. Yeşilovacık beldesinin sahilinde bulunan yerleşim, İÖ 7. yüzyılda Yunan kolonisi olarak, denize uzanan bir burnun üzerine kurulmuş. Doğu ve batı olmak üzere iki limanı olan kentin adı “Aphrodite Yurdu” anlamına geliyordu.

Romalıların ve Bizanslıların da yaşadığı antik kentten Bizans döneminden kalma bir kilisenin tabanındaki mozaik resimler haricinde günümüze ulaşan pek bir kalıntı yoktur.

Tenedos, Bozcaada

Tenedos, Bozcaada’nın antik adı. Çanakkale Boğazı’nın güney batısındaki Gökçeada ve Marmara Denizi’ndeki Marmara Adası’ndan sonra Türkiye’nin üçüncü büyük adası.  Tarihi taş ve ahşap evleri ise adaya ayrı bir şirinlik katıyor.

Adadaki önemli tarihsel yapılardan biri Bozcaada Kalesidir.Adanın batı köşesinde yer alan Polente Deniz Feneri de görülmesi gereken zarif bir yapıdır.

İotape, Alanya

İotape, Alanya’nın 33 kilometre doğusunda yer alan tarihle doğanın buluştuğu bir Roma kenti. Adını Kommagene Kralı 4. Antiokhos’un karısı Iotape’den almış. Ortasından karayolu geçtiği için dağınık bir yerleşim gösteren ören yerinin kayda değer kalıntıları arasında akropol, hamam, ortaçağ kalesi, birçok anıtsal mezarın yer aldığı kuzey ve doğudaki tepelerde bulunan nekropol alanı ve güneydeki tapınak sayılabilir.

Bugünkü Akdeniz kıyı yolu, bu Roma kentinin ortasından geçer.

Kydonia, Ayvalık

Antikçağda Adramyttenos, yani Edremit Körfezi’ndeki irili ufaklı adalar topluluğu “Hekatonesos” ismiyle tanınıyordu. Kydonia, ya da bugün bildiğimiz haliyle Ayvalık ilçesinin hemen kıyısında yer alan adaların ismi, en büyük ada olan Nesos, yani şimdiki adıyla Cunda’nın baş tanrısı Apollon’un takma adı “Hekatos”tan geliyordu.

Özellikle doğal güzellikleriyle ilgi gören Ayvalık ve Cunda Adası, pırıl pırıl denizi, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili tepeleriyle Ege’nin en önemli turizm merkezlerinden biri.

Myndos, Gümüşlük

Bodrum Yarımadası’nın batı ucundaki Gümüşlük, Muğla’nın en şirin ve en iyi korunmuş tatil beldelerinden biridir. Myndos, Karia bölgesinin kentlerinden biriydi. Kentin kuruluşuyla ilgili birçok efsane var. Myndos ilk kurulduğu zaman çevre duvarlarının uzunluğu üç kilometreden fazlaydı ve dönemin büyük kentlerinden biriydi. Bir kıyı kenti olduğu için birçok gemiye sahipti. Gümüşlük, antik Myndos kentinin kalıntılarıyla iç içe geçmiş durumda ancak yapılaşma nedeniyle günümüze çok az iz ulaşabilmiş

Gümüşlük manzarası ve doğal güzellikleriyle de dikkat çekiyor. Özellikle günbatımlarıyla ünlü olduğu bilinmektedir.

Simena, Demre

Akropol üzerine kurulmuş surlarla çevrili bu yerleşim, yapı kalıntıları gözlemlenebilen kayalık bir ada olan Kekova’nın tam karşısında yer alıyor. Yaklaşık 8 kilometre uzunluğundaki Kekova Adası, çevresindeki Kaplan Adası, Papaz Adası gibi adalar ile bir topluluk oluşturuyor. Bu liman grubu içinde Simena’nın akropol ve kıyı yerleşmesiyle geleneksel bir görünüm taşıdığı söylenebilir.

Simena’da akropolde kale, tiyatro, tapınak, kilise ve Türk döneminde cami olarak kullanılmış yapı, kaya mezarları, lahitler ile tarihi kalıntılar izlenebiliyor.

 

GİZEM ÖZGÜL – REKREATİFHABER.COM

 

CEVAP VER