Hititler, Frigler, Yunanlar, İranlılar, Romalılar, Bizanslılar gibi, pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü, Osmanlı döneminde 16 şehzadenin sancak beyliği yaptığı şehzadeler şehri, tarihte ilk parayı basan Lidyalıların başkenti Sardes Antik Kenti’ni bağrında yaşatan ve bunun gibi onlarca tarihi mekana ev sahipliği yapan Manisa’nın gezilecek tarihi ve turistik yerleri haberimizde…

MANİSA’DA GEZİLECEK YERLER

MANİSA KALESİ

Spil Dağının kuzey yamacında yer almaktadır. Sandık Tepe üzerine yapılan kale ne zaman ve kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Hellenistik Dönemde kentin Akropolü olan Sipylos Dağı üzerinde bir kale bulunuyordu. Kale’nin ne zaman ve kimler tarafından yapılmış olduğu bilinmese de, Magnesia kentinin bir sur ile çevrildiği bilinmektedir. M.S. 17 depreminde kalenin de yıkıma uğradığı sanılmaktadır. Bizans Döneminde iç kalenin (Sandıkkale) önemli derecede yenilendiği, dış surla çevrildiği anlaşılmaktadır. Manisa kalesinin Osmanlılar Döneminde de onarımdan geçirildiği anlaşılmaktadır. 1671’de Manisa’yı ziyaret eden Evliya Çelebi kale hakkında detaylı bilgiler vermektedir.

SARDES ANTİK KENTİ

Lidya medeniyetinin en önemli şehirleri bugünkü Manisa sınırlarında yer alır. Tarihte ilk altın parayı basan Lidyalıların başkenti Salihli’deki Sardes Antik Kenti’dir. Sart beldesi sınırlarında bulunan Sardes, sikkenin doğum yeri ve ismi zenginlikle özdeşleşmiş Karun’un (Krezüs) doğum yeridir. Şehir, kent planlaması konusunda emsalsiz olup, Mezopotamya dışındaki en büyük savunma duvarı ile çevrelenmiştir. Günümüze kadar koruna gelmiş olan dünyanın belki de en görkemli İon düzeni tapınaklarından birine ev sahipliği yapan antik kent, korunmuş Roma yapıları içerisinde anıtsal bir hamam-gymnasium kompleksi ve antik dünyanın en büyük havrasına sahiptir. Lidyalıların başkenti ve tek şehri olan Sardes’ten başka hiçbir şehir ortadan kalkmış bu uygarlıkla doğrudan bağlantılı değildir. Marmara Gölü’nün güney kenarında yer alan ve Lidya tümülüs mezarlık alanı olan Bin Tepeler, dünyanın en büyük tümülüs alanıdır.

manisa-gezi-rehberi

MANİSA MÜZESİ

Muradiye Medresesi 1937 yılından itibaren Manisa Müzesi olarak ziyarete açıktır. Müze, arkeolojik ve etnoğrafik olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Arkeoloji bölümünde; Lidya Krallığının başkenti olan Sardes Antik Kentinde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda elde edilen tarihi eserler sergilenmektedir. Bunun dışında arkeoloji bölümünde lahitler, mezar taşları, mozaikler, heykeller, cam ve fildişi gibi objeler sergilenmektedir. Müzenin etnoğrafya bölümünde ise yörenin halk sanatları inançlarını, geleneklerini, üretim kaynaklarını yansıtan eserlerin yanı sıra, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesinden getirilmiş Osmanlı Devri Türk Saray eşyaları,her türden silah örnekleri ile giyim kuşam takımları sergilenmektedir.

SPİL DAĞI MİLLİ PARKI

Spil Dağı 1969 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli park dağcılık sporuna uygun ve önemli bir rekreasyon alanıdır. Mitolojide Kybele, Niobe, Tantalos ve Pandereos ile ilgili öykülerde adı geçen Spil Dağı’nın eteklerinde Tantal Kalesi kalıntıları, bereket tanrıçası Kybele’nin rölyefi, Niobe Ağlayan Kaya ve Bizans Dönemi’nden kalma Magnesia Kalesi’nin kalıntıları yer almaktadırlar. Dağın en ünlü bitkisi kümeler halinde yetişen Spil ya da Manisa Lalesi adıyla anılan lalelerdir. 1995 yılında turizm merkezi ilan edilen ve milli parkın Atalanı Mevkii’nde dağ evleri, piknik – oyun alanları, bir kır kahvesi ve lokanta bulunmaktadır. Günübirlik kullanımın yanısıra, ziyaretçilerin çadır ve karavanlarıyla kalmaları veya rezervasyon yaptırmak suretiyle dağ evlerinde konaklamaları mümkündür.

manisa-gezilecek

YENİ HAN

Hanın yapım tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Halk arasında Karaosmanoğulları tarafından 1825-1830’larda yaptırıldığı söylenir. Han orta avlulu ve iki katlıdır. Güney, doğu ve batı cephelerine bitişik dükkanlar bulunmaktadır. 2004 yılında tamamlanan restorasyon çalışmalarından sonra Yeni Han alışveriş ve kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.

AİGAİ ANTİK KENTİ

Manisa’ya yaklaşık 49 kilometre mesafedeki Köseler Köyü yakınında bulunan ve Nemrut Kale adıyla anılan Aigai, Herodot’un bahsettiği Batı Anadolu’daki 12 Aiol kentinden biridir. Çevreye hakim bir konumdaki kayalık bir tepe üzerinde bulunan kentin tarihi, M.Ö. 8.yüzyıla kadar inmektedir. M.S. 17 yılındaki depremde büyük ölçüde hasar gördüğü ve onarım geçirdiği, Hellenistik dönemde ise önemli bir ticari merkez olduğu anlaşılan kentte kazı çalışması yapılmamıştır. Kentin surları arazinin durumuna göre inşa edilmiştir. Surlar içinde üç katlı agora ve bu yapıyı taşıyan duvarlar, meclis binası, teras duvarlı stadyum, tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi kalıntılar bulunmaktadır.

MURADİYE CAMİİ

III.Murat adına 1583-1592 yılları arasında yaptırılan külliye cami, medrese, imarethane ve dükkanlardan oluşmaktadır. Projesi Mimar Sinan’a ait olan külliyenin inşası Mimar Mahmut Ağa tarafından başlatılmış ve ölümü üzerine Mimar Mehmet Ağa tarafından tamamlanmıştır. Kesme taştan yapılmış ters T planlı cami, klasik Osmanlı mimarisinin en zarif örneklerinden biridir. Medrese, Osmanlı medrese plan ve şekline bağlı kalınarak yapılmıştır. Giriş kapısı batıda olup revakların gerisinde kuzey, güney ve batı yönlerinde odalar yer almaktadır. İmarethanenin planı medrese planına benzemekte olup revakların gerisinde avluyu “U” şeklinde saran mutfaklar, yemekhaneler ve erzak depoları yer almaktadır. Medrese ve imarethane bölümleri günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here