Türklerin gözdesi Karadağ
Karadağ’ı, diğer ismiyle Montenegro’yu geçen yıllarda birçok kez ziyaret ettim. Bu güzel ülkenin nehirleri, gölleri, tarihi binaları ve özellikle de Adriyatik Denizi’ne uzanan muhteşem sahilleri bir turizmci olarak bende büyük iz bıraktı. Karadağ, 2006 yılında tam bağımsızlığına kavuşan, 650 bin nüfuslu çok yeni bir ülke. Karadağlılar ise iyi eğitimli bir topluluk. Ayrıca sempatik ve yardımseverler. Farklı etnik grupların bir arada yaşadığı ülkede resmi dil Karadağca olmasına rağmen Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça da çok yaygın. Sanayinin yeni yeni kurulduğu ülkenin başlıca geçim kaynakları turizm ve hayvancılık. Doğalgaz ve kömürün olmadığı ülkede suyun bol olması nedeniyle enerji elektrik üretiminden sağlanıyor. Para birimi euro olan Karadağ’ın 2021 yılında Avrupa Birliği’ne girmesine kesin gözüyle bakılıyor. 1950’ler ve 1960’ların şöhretli isimlerinin gönlünde Karadağ’ın yeri ayrı. O yıllarda Sophia Loren, Elizabeth Taylor ve Orson Welles gibi ünlülerin favorisiymiş. 1990’larda Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan savaş nedeniyle ise zor günler geçirmiş. 12 yıl önce bağımsızlığını kazanması ile lüks yatırımcının ilgi odağına dönüşen ülke, artık eski günlerine dönmeye hazır.

EN GÜZEL SAHİLLER BUDVA’DA

Başkent Podgorica’ya İstanbul’dan bir saat 15 dakika süren uçak yolculuğuyla ulaşıyorsunuz. Karadağ’ın şirin turistik şehri Budva’ya gitmek ise uçaktan indikten sonra karayoluyla yaklaşık 40 dakika sürüyor. Yoldaki manzaralar görülmeye değer. Göller, dağlar, iç içe geçmiş koylar ve daha saya saya bitmeyecek muhteşem güzellikler eşliğinde keyifli bir yolculuk yapıyoruz. Budva, Karadağ’ın turistik yatak sayısı en fazla olan şehri. Ülkenin gelişimini yakından takip eden Net Turizm, şehirdeki ilk James Bond filminin çevrildiği Royal Splendid Hotel’i kiralamış. Otelin müdürü Kürşad Şen ve çalışanlar bizi Türk misafirperverliğiyle karşılıyor. Budva’nın harika kumsalları ve koyları var. Yapılaşmada aşırıya kaçmamışlar. Doğa harikası kumsallar hala çok bakir. Jaz, Mogren, Slovenska Plaza, Saint Nikola, Guvence ve tam 99 kilometre uzunluğundaki Becici, dünyanın en güzel sahilleri arasında sayılıyor. Yaz aylarında bu muhteşem sahiller dünyanın dört bir tarafından gelen turistlerin akınına uğruyor. Budva’nın gece hayatı da çok popüler.

SULARIN ÜSTÜNDEKİ KOTOR

Ertesi gün, Budva’dan sadece 25 kilometre uzaklıktaki Kotor’a uzanıyoruz. Karadağ’ın 13 bin 500 nüfuslu küçük liman şehri Kotor, 1979 yılında UNESCO tarafından korumaya alınmış. Kotor’un merkezi eski şehir denilen bölge. Üçgen mimariyle inşa edilen Kotor, İtalya’nın Venedik şehri gibi suların üstüne kurulmuş. Şehirdeki surların uzunluğu beş kilometre. Kale içinde küçük küçük turistik dükkanlar ve restoranlar bulunuyor. Şehrin hemen arkasındaki kaleye çıkan merdiven 1480 basamaktan oluşuyor. Yukarıdan şehrin manzarasını izlemek çok keyifli. 39 yıl önce meydana gelen depremde hasar gören şehir kısa sürede yeniden restore edilmiş. Venedikliler tarafından biçimlendirilen, yaklaşık 4,5 kilometrelik surların içerisinde kalan bu bölgede katedraller, kiliseler, küçük saraylar ve müzeler bulunuyor. 1166’da yapılan Saint Tryphon Katedrali, 8. yüzyıldan kalma saat kulesi, Prens Sarayı, silah imalathanesi ve Avusturya Hapishanesi şehrin tarihini simgeleyen eserler arasında yer alıyor. Sur içi tam bir müze şehir görünümünde. Şehrin merkezinde bulunan Napoleon Tiyatrosu’nun önünde sergilenen ücretsiz tiyatro oyunları da Kotor’a ayrı bir güzellik katıyor. Cumartesi günü kurulan şehir pazarında da otantik ürünler satın alabilirsiniz. Kotor, aynı zamanda dünyanın en çok cruise gemisinin yanaştığı duraklardan biri. Gece hayatı büyük ilgi görüyor. Şehir birçok festivale de ev sahipliği yapıyor. Her yıl 18 Ağustos’ta yapılan Bokeljska Noc Festivali bunlardan biri. Budva ile Kotor şehirleri arasında bulunan Tivat’ta ise çok modern bir yat limanı bulunuyor. Burayı Dubaililer satın almış. Marinada dünya markalarının mağazaları yan yana sıralanıyor. Sahilinde ise Tito’nun yatı müze olarak turistlerin ziyaretine açılmış.

SVETI STEFAN İNCİ GİBİ

Üçüncü gün Akdeniz’in incisi Sveti Stefan Adası’na gidiyoruz. Sveti Stefan, Budva’ya 5 km uzaklıkta yer alan turistik bir köy. Akdeniz’in en güzel yerlerinden biri. Ada yakın zamanda özelleştirilmiş. Adanın içinde yer alan Stevi Stefan Otel’i dünyaca ünlü Aman Grup 50 yıllığına kiralamış. Otelin gecelik fiyatı 1800 euro. Adayı sadece otel müşterileri gezebiliyor. Sur içindeki ünlü restoranlara rezervasyonunuz ya da özel davetiyeniz varsa girmenize izin veriliyor. Adadaki iki ünlü restoran Piazza ve Arya’da yer bulabilmek için en azından iki-üç gün önceden yer ayırtmalısınız.

DENİZ MAHSULLERİ ZİYAFETİ ÇEKTİK

Budva’nın en lüks restoranlarından Jadran’da altı kişi deniz mahsulleri ziyafeti çektik, 200 euro ödedik. Ürünler buzluktan değil, oldukça tazeydi. Jadran için dünyanın sayılı balık restoranlarından biri diyebilirim. Tivat Porto Montenegro’da bulunan marinanın en güzel yerlerinden birinde, fotoğrafçı Müjdat Kavas’ın mekanı var. Kavas, burada Lübnan ve Fransız restoranları açmış. Tatilimizin ikinci günü öğlen yemeği için Müjdat’ın Byblos adlı restoranını tercih ettik. Yemekler nefisti. Ama o kadar kalabalık ki zor yer bulduk. Budva’daki Demidzana, Kotor’da Gallion ve Tivat’taki İtalyan yemeklerini tadabileceğiniz Alposta Gusto tavsiye edebileceğim yerlerin başında geliyor.

ZİYARETÇİLER OTELLERDEN MEMNUN

Konakladığımız Splendid Merit Oteli hem konum ve hizmet bakımından bizleri çok memnun etti. Regent Otel, Allure Pallatzi ve Butik Forza Mare otellerini tavsiye edebilirim. Özellikle yaz aylarında Budva ve Kotor’da günlüğü yaklaşık 30 euro’ya birçok otel ve pansiyon hizmet veriyor. Karadağ otel şikayetlerinin en az olduğu ülke konumunda.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here