Reklam

Türkiye, Mısır, İsrail ve 24 Avrupa ülkesinin iş birliğiyle yürütülen hepatit araştırması, birçok ülkede bu konuda gerekli stratejilerin bulunmadığını ve etki gücü yüksek ilaçlara erişimin büyük oranda mümkün olmadığını ortaya koydu.

Avrupa Karaciğer Hastaları Derneği (European Liver Patients Association ELPA) tarafından, “Avrupa’da viral hepatit politikaları ve uygulamalarının durumu (Hep-CORE-2016)” başlıklı raporun sonuçları, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Karaciğerde herhangi bir nedene bağlı olarak gelişen iltihap olarak tanımlanabilen hepatit hastalığına yönelik, toplumda farkındalık yaratılması, korunma yollarına ilişkin bilgilendirme yapılması, özellikle Hepatit B ve Hepatit C için yeni stratejilerin geliştirilmesi, hükümetlerin bu konuda uyarılması için çalışmalar yürüten uluslararası derneğin etkinliğine, 27 ülkeden bilim insanı katıldı.

Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Hepatit Birliği ile iş birliği içinde olan dernek tarafından gerçekleştirilen hepatit araştırmasında, katılımcı ülkelerin bu alana ilişkin sağlık politikaları analiz edildi.

Barselona Küresel Sağlık Enstitüsünden (Barcelona Institute of Global Health) Prof. Jeffrey Lazarus’un yönetiminde hazırlanan Avrupa’da virüs kaynaklı geniş kapsamlı ilk hepatit araştırması, Türkiye’nin yanı sıra aralarında İtalya, İspanya, Romanya, Almanya, Danimarka, Yunanistan, Bosna, Mısır ve İsrail’in bulunduğu ülkelerin üyeleriyle birlikte yürütüldü.

Hırvatistan’dan Dr. Tatyana Reic’in başkanlığını yaptığı ELPA’da, Türkiye’yi Hepatitle Yaşam Derneği (HEPYAŞAM) Başkanı Dr. Hilal Ünalmış Duda temsil etti.

“12 ülkede hastanelerin dışında HCV muayene veya tarama yok”

Araştırma raporu hakkında bilgi veren Lazarus, bunun Avrupa ülkelerini kapsayan ilk büyük hepatit araştırması olduğunu belirtti. Lazarus, araştırma sonuçlarının iç açıcı olmadığı değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi:

“İncelenen 25 Avrupa ülkesi ile İsrail ve Mısır’ı kapsayan ülkelerin yüzde 52’sinde, Dünya Sağlık Örgütünün tüm ülkelerde strateji oluşturulması gerektiğine yönelik çağrısına rağmen, Hepatit B veya C’ye karşı gerekli ulusal stratejiler yok. Bu ülkelerden sadece 3’ü, Hepatit C için yüksek derecede etkili yeni ilaçlara herhangi bir kısıtlama olmadan erişime sahip.”

Lazarus, 2016 yılında DSÖ tarafından hepatite karşı ilk küresel sağlık sektörü stratejisinin uygulamaya alındığını ifade ederek bunun hastalıkla mücadelede ve toplumsal farkındalık yaratılmasında önemli bir dönüm noktası olduğunu aktardı.

Hep-CORE sonuçlarının ülke politikalarındaki eksiklikleri ortaya koyduğunu da dile getiren Lazarus, şöyle devam etti:

“Geniş çapta izleme ve hastalık gözetimine yönelik acil bir ihtiyaç olmasına rağmen 17 ülkenin ulusal Hepatit B virüsü (HBV) kayıtları ve 15 ülkenin de ulusal hepatit C virüsü (HCV) kayıtları yok. Muayene ve tarama tesislerine temel erişim imkanı, özellikle şırınga yoluyla uyuşturucu kullanan veya hapiste olan kişiler gibi yüksek risk altında olan gruplar için hayati önem taşır. Buna rağmen incelenen 12 ülkede hastanelerin dışında HCV muayene veya tarama tesisleri bulunmuyor.”

Lazarus, her yıl hepatite bağlı nedenlerden dolayı yaklaşık 171 bin kişinin yaşamını yitirdiğine dikkati çekerek ülkelerin risk altındaki grupların başta olmak üzere tüm toplumda hastalığın bulaş yolları ve ilaca erişim gibi konularda acil politika geliştirmesi ve bunu vakit kaybetmeden hayata geçirmesi çağrısında bulundu.

CEVAP VER