Rekreatif Haber


İstirahat halinde titreme, hareketlerde yavaşlama, yürüme güçlüğü, kaslarda katılık… Bu ana yakınmalara ek olarak uyku problemleri, sindirim sistemi bozuklukları ve psikiyatrik yakınmaların da eşlik ettiği hastalığın adı; Parkinson.

Toplumda “titreme” hastalığı olarak da bilinen ve beyinde dopamin salınımın azalması nedeniyle ortaya çıkan Parkinson yaşam kalitesini ciddi düzeyde etkileyebilen, kişiyi sosyal hayattan koparan ve başkalarına bağımlı hayat sürmesine yol açabilen bir hastalık.

Genellikle 60 yaş üzerinde görülse de, yüzde 10 oranında 40 yaş öncesinde de ortaya çıkabiliyor.

Hastalığın kesin bir tedavisi yok. Öncelikle ilaçlarla tedavi ediliyor ancak ilaçlardan istenen verimin alınmaması üzerine beyin pili uygulamasına gidiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Gülşah Öztürk, bu yöntemin hastanın yaşam kalitesini artırıp, günlük hayata dönmesini sağladığını söylüyor.

İLAÇ TEDAVİSİNDE SORUN YAŞANIRSA…

Seçilmiş hasta gruplarında uygulanan cerrahi tedavide; beyin pili (derin beyin stimulasyonu ) ve beyne lezyon cerrahisi (ablatif yöntemler) olmak üzere iki seçenek var.

“HASTA BAŞKASINA BAĞIMLI YAŞAMAKTAN KURTULUYOR”

Beyin pili yöntemi, istirahat halinde iken görülen şiddetli titreme nöbetleri, kaslarda katılık, harekete başlamada güçlük ve ilacın yan etkisine bağlı kasların istemsiz olarak kasılmalarının engellenmesi amacıyla uygulanıyor. Ayrıca ilaç dozunun düşürülmesine de imkan sağlıyor. Beyinde özellikli bölgelere yüksek teknoloji kullanılarak ameliyat ile elektrod (elektronik çubuklar) tam doğrulukla yerleştirilerek beyindeki bozulmuş olan elektriksel aktivitenin düzenlenmesi ve hastanın normal bir yaşam sürmesi amaçlanıyor.

Dr. Öztürk, yöntemin faydalarını şöyle anlatıyor: “Ameliyatın ardından hastanın konforunu kısıtlayan titreme, yavaş hareket etme ve ilacın yan etkisi olan istemsiz kasılmalar azalıyor. Hastalar günlük ihtiyaçlarından ayakkabı bağlamak, gömleği iliklemek ve çay içmek gibi işlevleri kendileri yapabilir hale geliyor. Bazı hastalarda yazma becerisinde de düzelme olabiliyor. Günlük yaşama katılan hastalar böylelikle bir başkasına bağımlı yaşamaktan kurtulmuş oluyor.”

CİHAZ NASIL YERLEŞTİRİLİYOR?

Beyin MR görüntüleri ile noktasal hedefe yönelik son teknoloji ile bilgisayar ortamında ameliyatın planlaması yapılıyor. Dr. Öztürk, pilin beyinde yerleştirileceği hedef bölgenin hastanın mevcut şikayetine ve ek problemlerine göre belirlendiğini belirterek yöntemin nasıl uygulandığını şöyle anlatıyor:

“Lokal anestezi altında hastanın başına çerçeve yerleştirilip beyin tomografisi ile MR görüntüsü birleştirilerek hedefin koordinatları çok hassas bir şekilde düzenleniyor. Beyinde çekirdek denilen noktasal hedeflere saç kılı kalınlığında elektrot konulduğu için hata payının sıfıra yakın olması gerekiyor. Ardından lokal anestezi altında, deprem uzmanlarının yeri dinlenmesi gibi mikroelektrodlar ile kayıtlar alınıyor. En iyi etkinin gözlendiği beyin bölgesine kalıcı 2 adet elektrot yerleştiriliyor. Sonrasında çerçeve çıkarılıyor ve hasta uyutularak beyne yerleştirilen elektrotlar uzatma kablosuyla cilt altından köprücük kemiğinin altına kalp pilinde olduğu gibi jeneratör mekanizmasıyla birleştiriliyor.”

BEYİN PİLİNİN ÖMRÜ 3-6 YIL

Uzaktan kumanda benzeri bir cihaz yardımı ile hasta ve hekim tarafından beyin pili ayarları kontrol edilebiliyor ve en fazla verim alınabilen değerler ayarlanıyor.

Pilin ömrünün hastanın durumuna ve uygulanan beyin bölgesine göre 3-6 yıl arasında değiştiğini belirten Dr. Gülşah Öztürk, “Pilin bataryası bittiğinde tekrar bir beyin operasyonuna gerek duyulmuyor ve pillerin göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen kısmının operasyonla değiştirilmesi yeterli geliyor” diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here