Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı kırsal kesimde yaşamaktadır. Kentlerde gıda üretimi ve işlenmesinde çalışanları da buna eklersek, yeryüzündeki insanların çoğunluğunun gıda sektöründe çalıştığını söylemek mümkündür. Bu alanda uygulanan tekniklerin büyük çoğunluğu sürdürülemez niteliktedir. Tatsız, standartlaşmış,ekolojik olmayan ve çoğu zaman toplum sağlığı açısından tehlikeli gıda ürünleri üretilmektedir.

Geleceğimiz; geleneksel sürdürülebilir yöntemleri kullanan, biyolojik çeşitliliğe önem veren, dünyanın her bir farklı yöresindeki kültür ve ekonomiye sıkı sıkıya bağlanarak gastronomik geleneklere saygı gösteren tekniklerle gıda üretilmesi sonucunda güvence altına alınabilir. Gastronomi bilimi, yeni ekolojik değerlerle uyumlu olmalıdır. Gastronomi bilimini doğanın korunmasının hizmetine sokabilirsek, mümkün olan en iyi gıdaları üretebiliriz. Bu durum, doğal olduğu kadar haklı bir dilek olmasına karşın ciddiye alınmıyor ve gereken önem verilmiyor. Eko-gastronomi; tarım ve yemeğin üretim, satış ve tüketim aşamalarında doğal, ekonomik, sosyal, kültürel, politik ve psikolojik tüm unsurla ilişkili bir süreçtir.

Eko-gastronominin temel amacı;

sürdürülebilir gelişmenin geleneksel ilkelerini içeren bir gastronomi uygulamaktır. Bu nedenle; sürdürülebilir gastronomi olarak da adlandırılmaktadır.
Eko-gastronomi; doğrudan ya da dolaylı olarak bir yere ilişkin sürdürülebilir unsurların gelişmesine katkıda bulunabilir. Yerel tarım ve yiyecek üretimini destekler. Özgün olmayan üretimi önler. Çekiciliği arttırır. Yerel toplumu ve yerel gururu güçlendirir.Yiyecek deneyimine dayalı marka ve kimliği oluşturur.Ürünün niteliği, tamamen bu ağın gastronomik taleplerine bağlı olarak belirlenmektedir.Gastronomi gün geçtikçe önemli olan bir bilim dalı olmaktadır. Nitelikli ürünler yemek, iyi bir yiyeceğin lezzetine varmak ve gıda hakları herkesin en temel haklarıdır.Lezzetli ve ekolojik açıdan sürdürülebilir her geleneksel yiyeceğin ardında yüzyıllara dayanan bir bilgi birikimi, beceri, akıl ve yaratıcılık vardır. Beslenme eylemini üretimin bütünleyici ve ayrılmaz parçası olarak gören yeni gastronomi anlayışıyla; üreticiler, araştırmacılar, satıcılar, aşçılar, çiftçiler ve tüketicilerden oluşan çok geniş bir ağ meydana gelmektedir. En iyi ürünü değil, en kolay satılabilir ve en kolay ticarileştirilebilir ürünü hedefleyen üretim sistemi yaratıldı. Besinlerin organik yapıları bozuldu. Biyolojik çeşitlilik azaldı. Toprakları zehirleyerek, havayı kirleterek, kirli yakıtlara başvurarak büyük bir doğal yıkıma neden olundu. Dünyadaki açlığa son vermek yerine, milyarlarca insanın emeğine saygısızlık eden küresel bir sistem oluşturuldu. Olanak ölçüsünde yerel, doğal, geleneksel ve mevsimsel bir çiftçi tarımının kriterlerini oluşturmak çözümün ilk adımı olacaktır. İnsanların beslenmelerinin bedeli, doğanın dengesini bozmak olmamalıdır. Gastronomlar ve tüketiciler artık görmezden gelemezler. Her ne kadar tebessümle karşılansa da, ne yediğimiz konusundaki seçimlerimiz dünyayı yönlendirmektedir.

Melih UYSAL – REKREATİF HABER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here